Realinvest olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Karamanlı nereye ait” konusunda sizin yanınızdayız.
Bir Defterin Sayfalarına Sığmayan Yolculuk
Kayseri’de sabahlar hep biraz sert başlar. Soğuk, keskin bir rüzgâr, Erciyes’in eteklerinden şehre doğru süzülürken insanın yüzüne hafif bir tokat gibi çarpar. Ben o sabahlara alıştım ama alışmak dediğim şey bazen sadece katlanmak oluyor. 25 yaşındayım ve neredeyse her şeyi bir deftere yazıyorum. İnsanların yüzünü, yarım kalan cümleleri, içimde büyüyen soruları…
O defterin son sayfalarından birine büyük harflerle tek bir soru yazmıştım: “Karamanlı nereye ait?”
Bu soru ilk bakışta basit gibi duruyordu ama içimde bir yere dokunuyordu. Sanki coğrafyadan değil de kaybolmuş bir anıdan bahsediyordu.
Kayseri’den Çıkış
Bir gün, üniversiteden arkadaşım Arda aradı. Sesi her zamanki gibi aceleciydi.
“Gel,” dedi, “birkaç günlüğüne kaçalım. Burdur tarafına gidiyoruz.”
O an içimde garip bir kıpırtı oldu. Kaçmak kelimesi hoşuma gitmişti. Çünkü ben uzun zamandır kaçacak bir yer arıyordum ama nereye olduğunu bilmiyordum.
Otobüs bileti aldığımda, haritaya bakmadım bile. Sadece gidiyordum. İçimde tek bir cümle dönüp duruyordu: Karamanlı nereye ait?
Sanki cevabı bulursam içimdeki düğüm çözülecekti.
Karamanlı nereye ait? sorusunun peşinde
Otogarda beklerken telefonuma baktım. İnternette hızlıca yazdım: “Karamanlı nereye ait?”
Karşıma çıkan ilk şey şuydu: Burdur’un bir ilçesi.
Ama bu bilgi beni tatmin etmedi. Çünkü bazı cevaplar zihne girer ama kalbe ulaşmaz. Ben kalbime ulaşacak bir cevap arıyordum.
Yanımda oturan yaşlı bir adam çayını yudumlarken bana baktı.
“Yol mu uzak evlat?” dedi.
Gülümsedim. “Bilmiyorum,” dedim, “belki de gideceğim yer değil de sorduğum soru uzak.”
Anlamadı ama başını salladı. Bazı insanlar anlamasa da dinler. Bu bile yeter.
Yolda: Otobüs Camından Geçen Hikâyeler
Otobüs hareket ettiğinde Kayseri geride kaldı. Şehrin ışıkları yavaş yavaş silinirken içimde bir boşluk oluştu. O boşluk korkutucu değildi; daha çok yeni bir şeyin habercisiydi.
Camdan dışarı bakarken yollar uzadıkça düşünceler de uzuyordu. Her benzinlikte, her mola yerinde sanki başka bir hayatın kenarından geçiyordum.
Arda kulaklıklarını takmıştı. Ben ise sadece camı izliyordum.
Bir noktada kendi kendime fısıldadım: “Karamanlı nereye ait?”
Sanki bu soru beni değil de ben bu soruyu taşıyordum.
Bilinmeyen Bir İlçeye Yaklaşırken
Burdur tabelasını gördüğümüzde hava değişmişti. Daha yumuşak, daha sabırlı bir hava vardı. Sanki şehirler bile karakter değiştiriyordu.
Arda telefonundan baktı.
“Karamanlı’ya az kaldı,” dedi.
O an içimde tuhaf bir heyecan yükseldi. Sanki birini ilk kez görmeye gidiyordum ama o kişi bir yerdi.
Yol kıvrıldıkça içimdeki soru şekil değiştirdi: Karamanlı nereye ait değil, Karamanlı bana ne anlatacak?
Karamanlı’da İlk Akşam
İndiğimizde akşam olmuştu. Küçük bir ilçe hissi vardı ama küçük kelimesi burada eksik kalıyordu. Çünkü bazı yerler boyutuyla değil, sessizliğiyle büyür.
Hava serindi. Sokak lambaları tek tek yanmıştı. İnsanlar acele etmiyordu. Bu bana garip geldi çünkü Kayseri’de insanlar hep bir yere yetişir.
Bir çay ocağına oturduk. Çayın buharı yüzüme çarptığında yorgunluğumu ilk kez hissettim.
Arda konuşuyordu ama ben tam dinlemiyordum. Gözüm dışarıdaydı.
Bir tabelada yazıyordu: “Hoş geldiniz Karamanlı.”
İçimde bir şey kıpırdadı.
İnsanlar, sokaklar, sessiz bir sıcaklık
Yan masadaki iki yaşlı adam sohbet ediyordu. Sesleri sakin, cümleleri yarımdan çok tamamlanmış gibiydi. Bir çocuk bisikletle geçti, sonra geri döndü, sonra tekrar geçti. Sanki zaman burada hızlı akmıyordu.
O an düşündüm: İnsan bazen bir yere ait olup olmadığını orada yaşarken değil, orada dururken anlıyor.
Ben duruyordum.
Ve içimdeki soru hâlâ oradaydı: Karamanlı nereye ait?
Gerçeğin Yavaşça Açılması
Ertesi gün sabah yürüyüşe çıktım. Arda uyuyordu. Ben tek başıma sokaklara karıştım.
Bir bakkala girdim. Raflarda dizili ürünler, küçük bir düzen içinde hayatın devam ettiğini gösteriyordu.
Kasadaki adama sordum:
“Burası tam olarak neresi sayılıyor?”
Adam önce şaşırdı, sonra gülümsedi.
“Burdur’a bağlı Karamanlı,” dedi.
Cümle basitti ama içimde yankısı uzun sürdü.
O an anladım ki bazı soruların cevabı karmaşık değildir. Karmaşık olan, bizim o cevabı nereye koyacağımızdır.
Burdur’un kalbinde küçük bir yer
Dışarı çıktığımda güneş yükselmişti. Sokaklar daha net görünüyordu. Evlerin rengi, insanların yürüyüşü, rüzgârın yönü bile daha anlaşılırdı.
Karamanlı, Burdur’un bir parçasıydı ama aynı zamanda kendi başına bir dünyaydı. Bunu hissediyordum.
Defterimi çıkardım ve yazdım:
“Bazen bir yerin nerede olduğunu öğrenmek, aslında kendi içindeki kaybolmuşluğu bulmaktır.”
O an içimdeki düğüm biraz gevşedi ama tamamen çözülmedi. Çünkü bazı düğümler çözülmez, sadece yer değiştirir.
Geri Dönüş ve İçimde Kalan
Kayseri’ye dönerken yol daha kısa geldi. Belki de yol kısalmamıştı, ben değişmiştim.
Otobüsün camından bu kez farklı baktım. Aynı dağlar, aynı yollar ama bende farklı bir his vardı.
Arda uyuyordu. Ben ise defterimi açtım.
“Karamanlı nereye ait?” diye yazdığım sayfanın altına uzun bir çizgi çektim.
Altına tek bir cümle ekledim:
“Bazen bir yer, sadece haritada değil, insanın içindeki boşlukta da bir yere aittir.”
Kayseri’ye indiğimde şehir aynıydı ama ben aynı değildim. Eve yürürken rüzgâr yüzüme vurdu. Erciyes yine uzakta duruyordu.
Ama içimde bir şey değişmişti.
Karamanlı artık sadece bir ilçe değildi benim için. Bir sorunun cevabıydı. Ama daha önemlisi, o cevabı ararken geçtiğim yoldu.
Ve ben o yolu unutmayacaktım.
Bu yazımızda “Karamanlı nereye ait” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Realinvest sayfamızı takip etmeye devam edin!