Estağfurullah Onaylamak mı? Toplumumuzda Gündelik Yaşantının Bir Parçası Olarak “Estağfurullah”ın Rolü
Çocuklukta Başlayan Bir Dil alışkanlığı: "Estağfurullah" Ne Demek?
Ankara’da büyüdüm, ailemle birlikte şehri adeta her köşesini keşfederek yaşadım. Birçok anı biriktirdim; bunların içinde en belirgin olanlarından biri, çocukken etrafımdaki büyüklerin, özellikle de annemin, “Estağfurullah” demesiydi. Küçükken, bu kelimenin ne anlama geldiğini ya da neden bu kadar sık kullanıldığını anlamadım. Ama büyüdükçe fark ettim ki, “Estağfurullah” sadece bir kelime değil, toplumumuzda insanlar arasındaki ilişkilerin ve iletişimin bir yansımasıydı. Bir yanda birinin minnettarlığını reddetmek ya da kibarlık göstermek, diğer yanda ise belki de kendimizi alçaltmak için kullandığımız bir kelime.
Birçok kişi, bir iyiliğe karşılık olarak “Estağfurullah” der, bu kelime adeta doğal bir refleks haline gelir. Ancak zamanla düşündüm de, bu kelime gerçekten de “onaylamak” mıdır? Yoksa sadece bir toplumsal kod mu? Hadi gelin, bu meseleyi biraz daha derinlemesine inceleyelim.
Onaylamak mı, Yoksa Bir Sosyal Norm mu?
Hayatımda en çok veriyle uğraşırken, insan davranışlarını çözümlemekle ilgilenmeye başladım. Ekonomi okurken, makroekonomik analizlerin yanında mikro seviyedeki insan davranışlarının da beni çok etkilediğini fark ettim. Bu da demek oluyor ki, günlük hayatta insanlar arasında “Estağfurullah”ın nasıl işlediğini analiz etmek, aslında oldukça ilginçti.
“Estağfurullah”ı genellikle iki farklı bağlamda duyuyorduk. Birincisi, birinin bize övgüde bulunmasıyla birlikte hemen ortaya çıkan bir tavır olarak. Örneğin, iş yerindeki bir arkadaşım bana çok çalıştığımı ve projelere ciddi katkılar sağladığımı söylediğinde, benim ilk tepkim bu olurdu: “Estağfurullah, daha ne diyeyim!” Ama buradaki “Estağfurullah” aslında bir nevi “Evet, teşekkür ederim, haklısın” demekti. Ama farklı bir bağlamda, bu kelime daha çok sosyal bir normu ifade eder. Kişi kendini daha mütevazı göstermek için bunu söyler.
Özellikle Türkiye’de, sosyal hayatın ve kültürün önemli bir parçası olan bu tür küçük ama önemli dil alışkanlıkları, toplumsal yapıyı da gözler önüne serer. Ekonomiyle ilgilenmeye başladığımda, bir iş ortamındaki kişisel etkileşimlerin bile mikroekonomik anlamda çok değerli olduğunu düşündüm. Bu da şunu gösteriyor: İnsanların birbirleriyle nasıl etkileşime girdikleri, sadece kişisel bir tercih değil, aynı zamanda büyük bir kültürel yapı tarafından şekillendiriliyor.
İstatistiklerle ve Gerçek Hikâyelerle "Estağfurullah"
Bir gün, bir arkadaşım bana çok işten bahsetmişti. Yoğun tempolu bir haftanın ardından biraz moral vermek istedim, ama o da tam tersine bana “Senin bu kadar üretken olman çok ilham verici!” demişti. Tepkisi de hemen geldi: “Estağfurullah, ne demek, senin gibi birinin bu sözleri söylemesi çok anlamlı!” Gülümsedim. Bu, basit bir sohbetti ama içerik çok daha derindi. Yani, her ne kadar içtenlikle teşekkür etmek istesem de, toplumsal normlara uygun bir şekilde kendimi geri çekiyordum. Bu aslında, “Benim çalışmamı takdir ettiğin için teşekkür ederim ama bu sadece görevim” anlamına geliyordu.
Ekonomi ve veri analizi üzerine okurken öğrendiğim bir şey vardı: İnsanlar, en azından duygusal anlamda, kendilerini başkalarının gözünde olduğu gibi göstermeye çalışırlar. 2021 yılında yapılan bir araştırma, insanların kendilerini başkalarına karşı mütevazı göstermek için daha fazla çaba sarf ettiğini ortaya koymuştu. İnsanlar, karşılarındaki kişilere nazik olmak, alçakgönüllü olmak ve takdir edilen bir hareketi reddetmek gibi davranışlarla sosyal ilişkileri güçlendirmeyi amaçlarlar. Hatta bazen övgüleri kabul etmek, toplum içinde kibirli bir tavır olarak algılanabilir.
Bu durumu daha iyi anlamama yardımcı olan bir anı hatırlıyorum. Üniversitedeki bir dersimde, profesörümüz grup çalışmasının öneminden bahsediyordu. Bir grup öğrencisi, diğer grup arkadaşlarına önerilerde bulunmuş ve bunları başarılı bir şekilde gerçekleştirmişti. Sonunda, grup lideri hepimizin önünde “Estağfurullah” demişti. Ancak dikkatimi çeken şey, sadece bu kelimenin söylenmesi değil, aslında bu kelimenin arkasında bir savunma ve kendini geri planda tutma isteğiydi. Burada, grup liderinin ne kadar başarılı olduğunu kabul etmek istememesiyle ilgili bir durum vardı. “Estağfurullah”, aynı zamanda başkalarına kendisini göstermekten kaçınmanın bir yolu gibiydi.
İstatistikler, insanların, özellikle Türk kültüründe, başarılarını fazla abartmamayı tercih ettiklerini gösteriyor. Bu, toplumsal normların bir sonucu olarak, bireylerin kendilerini gösterme biçimlerini şekillendiriyor. Yani, “Estağfurullah” demek, sadece bir kibarlık göstergesi değil, aynı zamanda bir sosyal davranış biçimidir. Sosyal psikologlar, “toplumsal normların” insanlar üzerinde büyük etkisi olduğunu belirtir. Bu da demek oluyor ki, insanlar bazen “Estağfurullah” diyerek, kendi başarılarını küçümsemek yerine, toplumsal normları takip ederek kabul ederler.
Sonuç Olarak: Bu Basit Kelime Ne Anlama Geliyor?
“Estağfurullah”, hem kültürel hem de psikolojik açıdan oldukça derin bir anlam taşır. Her ne kadar ilk bakışta sadece bir kibarlık sözü gibi görünse de, toplumsal normlarla şekillenen bir davranış biçimi olduğu gerçeği ortadadır. İnsanlar, toplumsal baskılar altında, kendilerini daha mütevazı göstermek için “Estağfurullah” gibi kelimeleri kullanırlar. Bu kelime, sadece bir dil alışkanlığından ibaret değildir; aynı zamanda insanlar arasında karşılıklı anlayış ve güven inşa etmenin bir yolu da olabilir.
Özetle, “Estağfurullah”ı sadece bir sosyal etkileşim olarak görmek yanıltıcı olabilir. Bu kelime, aslında bir onaylama, bir teşekkür etme şekli olabileceği gibi, bazen de toplumsal normlara uygun bir şekilde kendimizi geri planda tutmanın, başkalarına saygı göstermek için kullanılan bir strateji de olabilir. Hayatımızdaki küçük ama önemli bu tür dil alışkanlıkları, toplumun karmaşık yapısına ve insan ilişkilerinin ne kadar incelikli olduğuna dair önemli ipuçları sunuyor.