İçeriğe geç

Karşımızdaki insanı dinlemek bize ne kazandırır ?

Karşımızdaki İnsanı Dinlemek Bize Ne Kazandırır?

Şu hayatta en fazla karşılaştığımız şeylerden biri, hepimizin birbirini dinlememesi. Ve bu durumu hepimiz bir şekilde savunuyoruz. “Dinlemek” bana göre, ciddi bir şekilde anlaşılması gereken ama ne yazık ki hep göz ardı edilen bir kavram. Karşımızdaki insanı gerçekten dinlemek, hem bireysel gelişim hem de sosyal ilişkiler açısından faydalı olabilir mi? Gerçekten dinlemek bize ne kazandırır? Yoksa her zaman olduğu gibi, “Dinlemenin faydası ne ki?” gibi bir yaklaşım mı hakim olacak? O zaman gelin, bu konuyu hem artılarıyla hem de eksileriyle tartışalım.

Dinlemenin Güçlü Yönleri: Kendimize Faydası

Şimdi, karşımızdaki insanı dinlemenin olumlu yanlarına gelelim. Bunu neden yapmalıyız? İlk başta çok basit bir şey gibi görünebilir, ama dinlemek gerçekten de insanın kendisine büyük faydalar sağlar. Hangi açıdan mı? Öncelikle, karşınızdaki kişinin söylediklerini gerçekten anlamaya çalışmak, sizin empati kurma yeteneğinizi geliştirir. Bu, sosyal ilişkilerde büyük bir avantaj. Örneğin, bir arkadaşınızın derdini dinlerken onu anlamaya çalışmak, sadece o anlık sorunu çözmekle kalmaz, aynı zamanda daha sağlıklı ve derin bir bağ kurmanıza yardımcı olur.

Hadi itiraf edelim: Kimse “sürekli kendisinden bahseden” insanları sevmez. Yani, sürekli olarak kendi hikayelerini anlatan birini dinlemek de bir yere kadar. Ama işin içine empati ve anlamaya çalışma girdiğinde, dinlemenin tamamen farklı bir boyuta geçtiğini görürsünüz. Dinlemek, karşınızdaki insanın sizinle gerçek bir iletişim kurmasını sağlar. Hem de zamanla, insanlar size daha fazla güvenmeye başlar, çünkü onları gerçekten dinlediğinizi hissederler. Bu da, işte o “ilişkilerde derinlik” dediğimiz şeyin temelini atar.

Dinlemek: Bir Türlü Bütünleşmeyen Duygusal Zeka

Şimdi biraz daha derine inelim. Karşınızdaki insanı dinlemek, sadece bir sosyal gereklilik değil, aynı zamanda duygusal zekanızı da besler. Gelişen teknoloji ile birlikte, empatiyi bu kadar keskin bir şekilde yaşayabilmek oldukça zor hale geldi. Herkesin kafası farklı bir yerde, herkesin gündemi başka bir konu. Ama dinlemek, biraz da olsa bu karmaşayı sakinleştirir. Hani bazen düşünürüm, “Ya şu kadar insanın arasından sadece ben mi gerçekten dinliyorum?” Duygusal zekanızı artırmanın en basit yollarından biri, karşınızdaki insanı gerçekten dinlemek. Bu yüzden bazen kendi kendime diyorum: “Neden bu kadar ‘ben’ odaklı olalım ki?”

Dinlemenin Zayıf Yönleri: Sadece Bir Yük Mü?

Peki ya dinlemenin zayıf yanları? Her şeyin fazlası zarar, değil mi? Dinlemek de öyle. Bazen aşırı derecede dinlemek, bir noktada size yük olmaya başlayabiliyor. Özellikle de karşınızdaki kişi sürekli olarak kendi sorunlarını anlattığında, bu sizi yormaya başlayabiliyor. Hepimizin hayatta kendi dertleri var. Ama bu sürekli bir “karşıdaki kişinin derdi” üzerine kurulu diyaloglar, insanı bazen sıkabiliyor. O kadar sıkılmak ki, “Yeter ya! Biraz da ben konuşayım!” demek isteyebilirsiniz.

Bazen insanlar, sadece kendi dertlerini dinlemek isterler. Yani, karşınızdaki kişinin söylediklerine gerçekten dikkat ettiğinizde, aslında o kişi sizi dinlemektense, sadece kendi düşüncelerini dışa vuruyor olabilir. “Benim için şunu yap” diyen, sürekli şikayet eden birine dinlemek, bir noktada sizin de ruh halinizi kötü etkileyebilir. Bunu şundan dolayı söylüyorum: Karşınızdaki insanın sürekli olarak sorunlarına takılıp kalmak, kendi duygusal sağlığınızı tehdit edebilir. Yani, dinlemek iyi olabilir, ama sınırları çizmek gerektiği yerler de var.

Karşınızdaki Kişinin Sorunlarını Dinlerken Kendinizi Kaybetmek

Birçok insan, başkalarının sorunlarını dinlerken, kendi kimliklerini unutur ve sürekli olarak “onları çözmeye çalışma” eğiliminde olurlar. Bu da kötü bir şey! Sizin de bir hayatınız var, kendi sorunlarınız var, kendi hikayeniz var. Eğer sürekli başkalarının dertlerine odaklanırsanız, bu sefer kendi içsel dengenizi kaybedebilirsiniz. Kendi başınıza gelen olaylarla ilgilenmeyi unutursunuz. Karşınızdaki insanın problemleri sizi çok fazla sararsa, sonunda bir de bakmışsınız, kendi dertlerinizi dertlenmeyi unutmuşsunuz!

Sonuç: Dinlemek İçin Sınır Koymak Gerekir

Sonuç olarak, karşımızdaki insanı dinlemenin faydaları kesinlikle var. Ama dikkat! Bu “dinleme” süreci, her zaman bir kazan-kazan ilişkisi olmayabilir. Karşınızdaki insanı dinlerken, bazen o kişiyi sadece bir “problem deposu” olarak görmek zorunda kalabilirsiniz. Öyle zamanlar oluyor ki, gerçekten dinlemek yerine, sadece susarak beklemek bile daha kolay geliyor. O zaman da “Dinlemek ne kazandırır?” sorusu, bir anlamda hüsrana uğramış bir beklentiye dönüşüyor.

Belki de bu noktada sorulması gereken asıl soru şu: “Gerçekten dinliyor muyuz, yoksa sadece bir takıntı gibi sürekli olarak başkalarının problemlerini mi çözüyoruz?” Belki de, karşımızdaki insana değer katmak için bazen dinlemeyi bırakmak gerekir. Bunu bilmek de, aslında kendimize bir adım daha yaklaşmak demek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabet girişelexbett.nettulipbetgiris.org