Peygamberimize İman Etmiş Kişilere Ne Ad Verilir?
Küçük Bir Kasaba, Büyük Bir Duygu
Kayseri’nin sessiz akşamlarında, güneş yavaşça dağların arkasında kaybolurken, ben de her zamanki gibi bir köşe kafenin köşesinde oturmuş, eski bir defteri karıştırıyordum. Sonra, defterin arasında kaybolmuş bir hatıra kartı dikkatimi çekti. Üzerinde bir hadisi yazılıydı. “Peygamberimize iman etmiş kişilere ne ad verilir?” diye soruyordu.
Gözlerim bulutlanmıştı. Yıllardır bu soruyu hem çevremdeki insanlardan, hem de kendi içimde cevapsız bırakmıştım. Ama bir gün, bir olay yaşadım. O gün bu soruya doğru bir yanıt verebileceğimi fark ettim. İçimden geçen o duyguyu, o anı yazmaya karar verdim. Hem kendi içsel yolculuğumla, hem de sizlerle paylaştığım bu küçük hikâyeyle biraz olsun rahatlamak istiyorum.
Bir Gece, Bir Ses
O akşam, çok tanımadığım birine rastladım. Çalıştığım kafenin dışındaki parktaki banka oturan yaşlı bir adamdı. Gözleri, derin bir hayat tecrübesi barındırıyordu. O anı hatırlıyorum, bir yudum kahve içerken gözlerim ona takıldı. Sanki bana bakıyor, bir şeyler anlatmak istiyordu.
Yanına gittim, kısa bir selam verdim ve oturdum. Adamın üzerinde derin bir hüzün vardı. Yüzü belli ki hayatın yükünü taşıyor, ama bir yandan da ruhunda bir huzur var gibiydi. İçimden bir şeyler bana bu adamla konuşmam gerektiğini fısıldıyordu.
İlk başta birbirimize pek bir şey söylemedik, sadece bir müddet sessiz kaldık. Ama bir süre sonra o sessizlik, bir konuşmaya dönüştü.
“Genç evlat,” dedi adam, “Bazen gözlerimizin bakması gereken yerleri bile göremeyiz. Sorular var, sorular… Ama doğru cevabı aradığımızda, sadece içimizdeki sessiz sesi dinlemeliyiz.”
Biraz duraksadım. Sonra cesaretimi toplayarak sordum: “Peygamberimize iman etmiş kişilere ne ad verilir?”
Adam, gözlerini kısıp bana baktı. “Mümin,” dedi ve gülümsedi. “Peygamberimize iman edenler, doğru yolda ilerleyenlerdir. Onlar, inançlarıyla kalpleri aydınlanmış, ruhları huzurlu insanlardır.”
Bunu duyduğumda, içimde bir şeylerin yerli yerine oturduğunu hissettim. O kadar basit, o kadar açık bir cevap ki… Ama bir yandan da derindi. Mümin olmak, sadece bir ad değilmiş. O, bir hayatın ta kendisiymiş.
Mümin Olmanın Anlamı
İçimde bir heyecan vardı. O an, o kadar çok şey düşünüyordum ki. Mümin olmak, Peygamberimize iman etmek demekti. Bu sadece bir kelime değil, bir kalbin, bir ruhun bulduğu huzurdu. O kelime, yüreğini ateşe atıp, doğruyu bulmaya çalışan birinin adıydı.
Bir mümin, her gününü bir amaca adayan, sabırla ve inançla ilerleyen insandır. Mümin olmak, zor zamanlarda bile kalbi ferah tutabilmekti. İman etmek, bir yandan da insanın kendini başkalarına hizmet etmeye adaması demekti. Yani, mümin olmak, yalnızca sözde değil, eylemde de bir sorumluluktu.
Adamın sözleriyle o akşam, Peygamberimize iman etmiş kişilere verilen adın ne kadar derin ve anlamlı olduğunu bir kez daha fark ettim. Mümin olmak, sadece bir kimlik değildi. O, insanın içindeki huzuru bulması, dünyaya bir ışık bırakmasıydı.
Bir İman Hikayesi
Bir hafta sonra, kasabaya bir grup insan geldi. Hepsi yeni bir hayata adım atmış, Peygamberimizin öğretileriyle kalplerini bulmuş insanlardı. Onları görünce, gözlerim yaşardı. Onların gözlerinde, o hüzünlü ama bir o kadar da umut dolu bakışları gördüm. Hepsi, büyük bir inançla hayatlarına yön vermeye çalışıyordu. Ve bir anda, o adamın bana söylediği o sözleri hatırladım: “Mümin…”
Onlar da Mümin’di. Tıpkı bizler gibi. Bizler de kendi içimizde bir yolculuk yapıyor, hayatı sorguluyor ve sonunda içsel huzuru bulmaya çalışıyorduk.
Bir mümin, sadece bir kelimeyle tanımlanamaz. O, her duygusuyla, her düşüncesiyle inancına sadık kalan, bazen kırılan ama hep ayağa kalkabilen kişiydi. O gün, ben de mümin oldum. Çünkü bir inancı, bir sevgiyi, bir amacı içimde buldum.
—
Sonuç
O günden sonra, bir müminin ne demek olduğunu daha derinden hissettim. Mümin olmak, Peygamberimize inanmış olmak, sadece bir sıfat değil, bir yaşam tarzıdır. Her günümüzü inançla, sabırla, sevgiyle geçirebilmek, her zorluktan sonra tekrar ayağa kalkabilmek, insanı gerçekten mümin yapar.
İman, sadece sözde değil, hayatta her an hissedilen bir şeydir. Ve ben, her anımda mümin olmayı, içimdeki o huzuru taşımayı tercih ediyorum.
Eğer sen de bu yolda ilerliyorsan, unutma, mümin olmak sadece bir ad değil, bir ruh halidir. Bu yolculukta, bazen kayboluruz ama her kaybolduğumuzda, yine bir ışık bulup yola devam ederiz.